OKU
25 Ağustos 2017 ( 860 izlenme )
Reklamlar

Neden musibetler çoğunlukla Müslümanların başına geliyor ?

Kâfirlerin hataları büyük olduğu için, onların hesabı âhirette büyük mahkemede görülecek ve büyük ceza yeri olan cehennemde hatalarının cezasını çekecekler.

Müslümanların hataları küçük olduğu için, bunlar cezalarını kısmen dünyada çekerler. O nedenle musibetler ekseriyetle Müslümanlara gelmektedir. Bu musibetlerde çektikleri sıkıntılar, onların günahlarına kefaret olmaktadır.

Asıl musibet ve zararlı musibet, imanımıza, Müslümanlığımıza, ahlakımıza gelen musibettir. Bu musibetlerden her zaman Allah’a sığınmamız ve ağlayıp sızlanmamız gerekir. (bk. Tirmizî, Deavât: 79)

Fakat dinî olmayan musibetler, hakikat noktasında musibet değildirler. Bunların bir kısmı Allah’ın bir ikazı ve uyarısıdır; bir kısmı günahlara kefarettir; hastalık gibi bir kısmı ise, Allah’ın bir iltifatıdır, bir temizliktir. (bk. Buhâri, Îman: 39, Müslim, Birr: 52)

Nitekim bir rivayetlerde müjdeleri verilmiştir:

“Meyveleri olgunlaşmış bir ağacı silkmekle nasıl meyveleri düşüyor; sıtmanın titremesinden günahlar öyle dökülüyor.”(Buharî, Merdâ: 3, 13, 16; Müslim, Birr: 45)

“Ateşin altın ve gümüşün paslarını giderdiği gibi, bîr müslümanın hastalığı da onun günahlarını giderir " (İbn Mace, Tıb 18)

Başka bir hadiste ise Allah'ın en çok sevdiği kullarına, en ağır ve şiddetli musibetleri verdiği bildirilmektedir: 

“İnsanların en çok musibete uğrayanları evvela peygamberlerdir, sonra derecelerine göre (veliler ve salihler)gelir. Kişi dinine göre bela ve imtihanlara maruz kalır. Eğer dine bağlılığı varsa, belası daha da artar. Fakat dininde gevşek yaşıyorsa ona göre musibetlerle karşılaşır. Kişiye belalar gelir gelir de artık onun üzerinde hiçbir günah kalmaz.” (Tirmizi, Zühd 57; Ahmed b. Hanbel, I/172, 174)

"Bir kul kendisi için (cennette) hazırlanmış olan makama ameliyle erişemeyecekse, Allah onun bedenine veya malına veya çoluk çocuğuna bir bela verir de bu belaya sabrı sebebiyle o makama eriştirilir." (Ahmed b. Hanbel, V/272)

Bu nedenle müminlerin başına gelen bela ve musibetlerin bir çok nedeni ve hikmeti olabilir. Ama hepsi de onun faydasınadır.

1. Bunlardan birisi işlediğimiz günahlar sebebiyledir.

"Size gelen musibet, işlediğiniz (günahlar) yüzündendir..." (Şura, 42/30)

"Sana gelen kötülük, kendindendir, (günahların yüzündendir)..." (Nisa, 4/79)

"...Bir millet, kendini bozmadıkça, Allah onların hallerini değiştirmez..." (Rad, 13/11)

2. Bela, hastalık ve musibetler, günahların kefareti (affolması) için gelir.

"Dünyada musibetlere maruz kalıp da güzelce sabreden kimse, ahirete günahsız gider veya günahları azalır."

"Her musibet, affedilecek bir günah için gelir." (Ebu Nuaym)

"Mümine gelen her sıkıntı, günahlarına kefaret olur." (Buhari)

"Müminin günahları affoluncaya kadar bela ve hastalık gelir." (Hakim)

3. Cennette yüksek derecelere kavuşması için mümine musibet gelir. Bunun için peygamberlere çok bela ve musibetler gelmiştir.

"En şiddetli bela, peygamberlere, velilere ve benzerlerine gelir." (Tirmizi)

"Nimete kavuşması için insana musibet gelir." (Buhari)

"Musibet, kavuşulacak bir derece için gelir." (Ebu Nuaym)

Allah Teâlâ'nın hayrını murad ettiği kul, belaya maruz kalır."(Taberani)

"Kişi, hep sıhhat ve selamette olsa idi, bu ikisi onun helakı için kâfi gelirdi." (İ. Asakir)

"Mümin, keler deliğine saklansa, ona, eza edecek biri musallat olur." (Beyhaki)

"Dünya, (cennetteki nimetlerin yanında) mümine zindandır." (Müslim)

"Allah’ı ve Resulünü seven, belaya (hazırlıklı olsun) zırh giysin!" (Beyhaki)

Demek ki belanın en şiddetlisi, Allah Teâlâ'nın çok sevdiği kimselere geliyor. Belalara sabır, sıddıkların derecesidir. Peygamber Efendimiz (asm), kendisine gelecek musibetlere karşı dayanma gücü vermesi için Allah Teâlâ'ya dua ederdi.

Bu dünya hizmet ve meşakkat yeridir, mükâfat ve rahat yeri değildir. İnsanın asıl vazifesi Rabbini tanımak ve emrettiği ölçüler içerisinde yaşamaktır. Bunun da yolu ibadetlerden geçmektedir.
 
İbadet iki kısımdır:
 
1. Müsbet ibadetler
2. Menfi ibadetler
 
İbadetin müsbet kısmı bildiğimiz, namaz oruç gibi ibadetlerdir. Menfi kısmı ise hastalık, musibet ve doğal felaketler karşısında insanın aczini ve zayıflığını hissedip Rabbine sığınması ve sabretmesi neticesinde kazandığı büyük sevaplardır. 
 
Diğer yandan belaların en şiddetlilerine Allah’ ın en sevdiği kulları olan - başta Efendimiz (asm) olmak üzere- peygamberler ve salih kullar maruz kalmıştır. Eğer zannedildiği gibi musibet mutlaka kötü bir şey olsaydı o zaman Allah en sevdiği kullarına bela ve musibetleri vermezdi. Çünkü hadis-i şerif de ifade edildiği gibi : 
 
“En ziyade musibet ve zorluklara maruz kalanlar, insanların en iyisi, en kâmilleridir.” (1)
 
Bela ve musibetlerin daha çok Müslümanların başına gelmesinin nedeni ise, bu dünyada yapmış oldukları hataların ve işlemiş oldukları cezaların karşılığını çekip, haşir meydanına bırakılmamasıdır. Çünkü büyük hatalar ve cinayetler büyük mahkemelere, küçük cezalar küçük merkezlerde verildiği gibi, günahı az olan iman ehlinin hataları bu dünyada çeşitli bela ve musibetlerle temizlenmekte, büyük mahkeme olan haşir meydanına bırakılmamaktadır. Ancak hataları büyük olan küfür ehlinin cezalarına, bu dünyanın bela ve musibetleri az geleceğinden büyük mahkemeye, ebedi ceza yurdu olan cehenneme ertelenmektedir.

Önerilen Videolar

Reklamlar

Bunlar da İlginizi Çekebilir

Evlenmeyi düşündüğüm kızı makyajsız görünce şoke oldum! FARKLILIKLARIMIZI FARKINDALIĞA DÖNÜŞTÜRMEK RESÛL-İ EKREM'İN CAN YOLDAŞI HZ. ÂİŞE Peygamberimiz (s.a.v.)'in doğumu sırasındaki mucizeler